Проф. Др. Надир Дәүләтнең Казанда алган тәэсирләре һәм бу турыдагы фикерләре.

16.11.2014

"Yazanı olmazsa, halk yok olur" *



Yazıp bırakın, neticede herhangi biri okur. İşte bizden öncekiler Kazan Hanlığı hakkında yazmamışlar, Tatarı yabancı ülkelere tanıtmayı düşünmemişler. Tarihe kayıt düşmezseniz, halk yok olur. Kendimiz hakkında az, o da olsa sübjektif bilgiyi Rus kaynaklarında buluyoruz. 

          “Eşim, benim sağ kolum” diyor Nadir Devlet.





Tatar PEN (Uluslararası Yazarlar Örgütü) Merkezinin Tataristan Milli Kütüphanesinde gerçekleşen sıradaki toplantısı Türkiye’de yaşayan tanınmış hemşerimiz, büyük tarihçi Nadir Devlet’in işte bu şekildeki öğüt-nasihatleri ile başladı.

Toplantıya katılan tarihçi İndus Tahirov: “Nadir Devlet gibi Tatarın Tatarlığını dünyaya daha fazla tanıtan kimse olsaydı. Onun Türkiye’deki öğrenciler için çıkardığı Rusya Tarihi ders kitabına “Tatar tarihçisi gözlüğünden Rusya tarihi” demek de mümkün” demesi, âlimin sırf ifade etmediği, ancak aslında böyle bir eser yazdığını ortaya koymaktadır. (Daha sonra toplantıda yazar ülkemiz (Rusya)  tarihi noktasında sorguya çekilince, ben Rusya tarihçisi değilim, bu ancak bir ders kitabı, aslında Türkiye’de Rusya tarihini hemşerimiz Akdes Nimet Kurat’tan daha iyi yazan başka bilim adamı yok, onun eserleri hala baskı yapıyor, onun gibi Rus kaynaklarını kullanan kimse yok, dedi N. Devlet).

İstanbul’da yaşayan hemşerimiz daha sonra, gerekli olsa da olmasa da yazılarımın bir yerine Tatarları da ekliyorum: Bugün sunulan “Millet ile Sovyet Arasında” adlı kitabımı yazarken de Tatarlara hayli yer verdim, diyerek daha önce söylediklerini teyit etti. Gerçekten de “1905-1917 yılları arasında Sovyet Türkilerinin Mili Mücadele Tarihi”, “Çağdaş Türkiler”… adlı eserlerinde halkımızın tarihinin şanlı ve facialarla dolu sahifelerine çokça yer verildi (yeri gelmişken şunu da söylemek gerek: Nadir Bey 2008 yılında Kazan’da yayınlanan “Millet Meclisi”ni de, bu günlerde basılan “Millet ile Sovyet Arasında” adlı eseri de Türk dilini sular-seller gibi içen Reşit Kadirov çevirmiş; o da sırası geldiğinde bu işbirliğinden ruhi tat aldığını beyan etti).

Tatar PEN merkezi başkanı Razil Veliev’in, toplantıyı açarken, sözü ilk olarak Tatar âlimlerinin yabancı ülkelerdeki temsilcisi, Tataristan Bilimler Akademisinin Türkiye’deki onur üyesi Nadir Devlet’e vermesi çok doğal karşılandı.  

Bu yaz yetmiş yaşına basmış olan bu meşhurumuz, ilim adamı olarak da, yazar-gazeteci olarak da her türlü yüceltmeye layıktır. Sırf çalışmak yetmemektedir, bu çalışmaları tanıtmasını da bilmek gerek. İşte 70 yaş jübilesini gerçekleştiren Nadir Beyin hanımı Beril Devlet “Bir ömre altı hayat sığdıran Nadir Devlet’in yaşamı” adlı kitabı kaleme alarak, onu bastırmaya da zaman bulmuş. Başka Tatar yazarlarının hanımları da, Beril Hanımdan örnek alarak, kocaları henüz hayatta iken, benzer bir eser bastırmaya acele etseler iyi olur. Gerçekten de, biz erkekleri eşlerimizden daha iyi bilen başka kimse yoktur.


Yazının devamında Rafael Mustafin’in üç dilde çıkan “hepsini adları ile hatırlayalım” adlı tanınmış tatar edipleri hakkındaki eserinin baskısı hakkındaki takdim konuşmaları anlatılıyor. Ayrıca siyasi nedenlerden üç yazarın - Çin’de Uygur İrhan Tohtu, Kırgızistan’da Özbek Azimcan Askerov ve Kazakistan’da Rus Vladimir Kozlov’un hapsedilmiş oldukları bildiriliyor.

(“Vatanım Tatarstan”, Sayı 162, 11.11.2014)



* Reşit Minhac tarafından kaleme alınan bu makale, Vatanım Tatarstan gazetesinde Tatarca olarak yayınlanmış, Nadir Devlet tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder